25 Ağustos 2011 Perşembe

Ayna Ayna Benden Yakışıklı Yorumbilimci Kim Var?

Eh felsefeciler için bluğ çağı geç gelir. Eflatuna kalsa saza kırkında başlamak lazım. Hele hele yorumbilgisinde altmışlarına merdiven dayamayanlara adam muamelesi yapmıyor kimse. O kadar takma dişli, göbekli, ununu eleyip eleğini duvara asmış, ama cin gibi meslekdaşlarımın içinde en azından foxtrot ve çaçaça faslında popüler olabildiğimizle övünürken İstanbul ve Alaçatı'nın çapkın ve hızlı yakışıklılarından Nohut Tatlıgöbek'in felsefe okumaya başladığının haberini aldık ve hasetten çatır çatır çatladık. Heyhat, artık Nohut var, Kardeşler!




(Yukardaki mutlulukmanyağı kedi benim öz be öz yeğenim Nohut'tur! Nasıl da Dayısına çekmiş namıssız!)

Metodoloji Üzerine Notlar: Kadınlara Yönelik Şiddet ve Cinayet İsatistikleri

Müthiş bir artış söz konusu. Faturanın hükümete kesilmesi ise verilere rağmen yanıltıcı çıkabilir.
Gazeteler açısından sorun yok ancak aydınların "korrelasyonlar"ı neden-sonuç ilişkisi olarak ele almaları sosyolojik açıdan büyük bir zaaf.

Artışları doğru yorumlamak için;

Polisin konunun üzerine daha çok gidip gitmediği,
Mahkemelerde yeni uygulamaların olup olmadığı,
İstatistiklerde sınıflama ve tasnifte bir değişiklik yapılıp yapılmadığı
Kanun değişikliklerinin etkileri ve benzerleri üzerinde de durmak, verileri elden geçirip yorumlamak gereklidir.

Muhafazakarlık endeksi diye bir şey olsa ve onunla aynı anda cinayetlerde artış olsa, bunun korrelasyondan öte bir şey olduğunu düşünsek bile yorumda önümüzde en az iki şık var: "Muhafazakarlık arttıkça cinayetlerde de artış gözlemlenmekte"; "Cinayetlerdeki artışa tepki muhafazakarlıkta patlamaya yol açıyor" gibi.

Kelebek sayısındaki artışla boşanma dalgasının denk düşmesi gibi korrelasyonların hesaba asla katılmayacak veriler içerdiğini de düşünmemize gerek yok: Erken sıcaklar, iklim değişikliği gibi ikisine de etkiyenleri bir üçüncüyü isteyen bir ölçüde hesaba katmayı deneyebilir.

23 Ağustos 2011 Salı

Kemalettin Tuğcu, Fazıl Nebil Alsan ve Katharsis

Kemalettin Tuğcu yeni nesiller ve özellikle kurgunun estetiğinden vesaire bakanlar için ne düşündürür bilemem.

Bizim kuşak için söz konusu olan "katharsis" idi. Üzerimizde çok çok olumlu etkileri oldu. Bize dünyalar bağışladı.

Zamanım yok, ilerde bizim kuşağı, Kemalettin Tuğcuyu nasıl algıladığımızı, bize "realist" geldiğini, "o dönemin ruhunu" yazmaya da çalışırım. "Yorumbilgisi"ne malzeme olacak kadarı ile. "Eleştiriler" kapalı.

Türkiyede de çalışmış Auerbach'ın magnum opus'u Mimesis'e ve Gadamerin katharsis tartışmasına dikkat etmeyi salık vererek.